İkili Delilik…

İkili Delilik…

Jan 7, 2012

Neydik, neciydik şu yaşa(m)da, ne zaman kaybolmuştuk başka kasım’larda ve ne zaman bulmuştuk birbirimizi, hangi ayda… Niyeydi bu çırpınış, nedendi bu denli tutunma isteği… Kimden intikam alırcasına yıpratma gereği… Bir hırs, bir tutku, bilinmez bir arzu… Hangi isimdi seni bu denli dürtükleyen ve hangi çizgiydi beni bu kadar dışarı iten… Çemberin içinde biz, dışında beynimiz… O halde içindeyken biz kimiz? Neyleyiz? Ne haldeyiz?

Bu bir esaretlik… Bile bile tutsaklık… Hangi aptal dışardaki aydınlığa inat yürür karanlıkta, elindeki fenere güvenerek… Hangi aptal pil, savaşabilir sonsuz aydınlıkla… Ve hangi aptal bir kalp isteyebilir, ona ait olmayan sevgiliyi… Söyle neden bu aptallıklar döngüsü sarar çevremizi… Ve biz neden seçeriz sürekli aptal olmayı o kadar akıllılar arasında…

Yoruldum anlıyor musun sevgili… Deliliklerinden, deliliklerimden… Korkmuyorum da yaptıklarımdan, yapacaklarımdan… Kork hayal ettiklerimden… Hayal bile edemediklerinden… Çünkü ben korkuyorum sevgili, koca canavarlara bile göğüs geren o kızın, küçük bir virüs karşısında nasıl çaresiz kaldığını gördüm… Çünkü o korktu… Çünkü silahsızdı… Çünkü virüs aşktı… Ve artık kızın takati kalmadı…

Artık hayatımdan çıksan diyorum bu ikili delilik sona erse…
İkimiz için de hayırlısını diliyorum…
Hiç olmamış gibi davranabilmeyi, bu yok ediciliği anlayabilmeyi…
Bir bilsen ne kadar yürekten istiyorum…

Sevgili… Sen sadece sevilirken, yani henüz kimse kalbine dokunmamışken, alnıma adın dua ile yazılmamışken, yani henüz sensiz olmaz lafları geçmiyorken aklımın bir köşesinden… İyiydin sen… Şimdi şaşarım ama, senin hakkındaki çok iyidir laf safsatalarına… Sana hangi gözle bakıyorlar, çıkarsınlar gözlerini bana versinler… Göreyim senin iyiliğini, masumiyetini… Seni nasıl tanıyorlar, döndür bana o yüzünü bileyim, tanıyayım yeniden seni…

Ama yoo, bir acı haliydi aşkın benim sende bildiğim bir de yalın/yalnızlık hali… Neresinden çekilmiştik biz bu hallerin, neresinden tutmalıydım aşkın da sende olmalıydım… Ya da sen başkasına yapmadığın hangi şeyi bana yapmıştın da bu kadar uzak tutmuştun beni kendinden…

Hangi şeyi?

Hiç bir şeyi…

Sanki aşkı öğütmeye programlı gibiyiz…
Aslına bakarsan insan olarak iyiyiz…
Ama daha fazlasını isteme benden yalvarırım…
Ben bittim artık kalmadım…

Söyle sevgili… Beni soranlara sana, “o çok iyi biri” de… Ama sakın söylediklerinin arasında “vefalı” olmasın… Ve sakın sorma sevgili nasıl biri diye… Bilme beni… Tanıma başka kelimelerle… Ben sormuyorum çünkü seni… “İyi biri”sin.. Hı hı evet çok iyi hem de…

Bir çember çizdik hayatımızda… Ne merkezine dokunabiliyoruz, ne de dışarı çıkabiliyoruz… Orada duralım, birbirimize dokunmadan ama birbirimizden kopmadan… Bilelim duyalım da yaklaşmayalım… Görüş alanından çıkmayalım… Sadık olalım en aldatanından… Aldatalım ya da ama dürüst olalım…

Da… Sevgili, zor… Çok zor artık… Haberini alıp da sesini duymadan anı geçirmek… Bırak haftaları bırak günleri geçirilen her bir düşünceyi saniyelere bölmek… Bilip de istememek, isteyip de buna yine engel olmak…

Ve bilir Hakk.. Hakkı değil ne sevenin ne de sevilenin bunca ıstırap…

Lütfen görmeyeyim seni… Bi’ yerlerde karşıma çıkma…
Konuşmayalım, bakışmayalım, ne olursun…

Bencillikse bu evet ilk kez bencilim… Çünkü…

Daha fazla tükenmeye taakatim yok…

yaşanmışların pişmanlığı, yaşanmamışların arzusuyla… hala…

 

Leave a Reply

Free WordPress Themes
Premium WordPress Themes